İKİ ALAÇATI'NIN KAVGASI
Levent Köstem

Levent Köstem

İKİ ALAÇATI'NIN KAVGASI

09 Temmuz 2019 - 10:54

Değerli dostlarım sonuna kadar dayanabilirseniz, 26.7.2017 tarihinde yazdığım ama yayınlamadığım bu yazıyı lütfen okuyun. Özellikle belediye başkanları , değerli arkadaşlarımız sayın Ekrem Oran ve sayın Tunç Soyer'in okumaları dileğiyle. .

İKİ ALAÇATI’NIN KAVGASI
Dr.Levent Köstem
26.7.2017

Son iki yıldır özellikle yaz aylarına doğru ve tüm yaz boyunca bir çok kesimden Alaçatı ile ilgili yorum, haber ve anı dinliyoruz. Hemen hepsi olumsuz ve Alaçatı’nın itibarını zedeleyici artık giderek yok etmeye yönelik. 
Tüm bu yazılarda değişik hesaplar, değişik duygular ve değişik beklentiler olabilir. 
Bir çoğu da kulaktan duyma bilgilere dayalı , Alaçatı’yı yeterince tanımadan ve incelemeden yapılan yorumlar. Bir çoğunun içinde haklılık payı da çok. 
Ancak Alaçatı ‘da iki Alaçatı’nın var olduğunun farkında mı acaba insanlarımız ?
Bildiğiniz üzere Alaçatı yaklaşık 10 yıl önce marka olmaya başladı giderek beğenisi arttı. Alaçatı ve çevresinin SİT kurulu tarafından koruma kapsamına alınması, belediyenin başlangıçtaki olumlu ve doğru yaklaşımları, ama en önemlisi burayı kendileri için bir yaşam yeri gören İzmir’den, İstanbul’dan , Bursa’dan vb gibi kentlerden gelen eğitimli, kültürlü insanların Alaçatı’da butik otel açmaya başlamaları , sonrasında restoran ve kafeler açması ile Alaçatı hikayesi başladı. 
Alaçatı’yı Alaçatı olarak marka olmasında aslında bilgilerini, zamanlarını, paralarını , görgülerini buraya harcayan bu insanların önemli payı mevcut.

Giderek iyi eğitimli insanların, kültürlü insanların işletmecilik yaptığı, bizzat içinde yaşadıkları otellerini yönettikleri, restoran işlettikleri bir yer oldu. Doğal olarak ta ülkenin güzel insanları buraya akın etti.

Bu insanlarda tabi ki para kazanmak amaçlı kurmuşlardı bu işletmeleri ama önemli olan kar değildi, iyi işletme, doğru işletme güzellikti. Çünkü orada yaşıyorlardı, ülkenin bozulmuşluklarından, kokuşmuşluğundan kaçıp oraya sığınmışlardı. İyi işletmeler yapıldığında zaman içinde para kazanacaklarını biliyorlardı. 
Bu insanlar Alaçatı’yı koruyorlardı, marka değerinin artması için iyi işletme mantığının devam etmesi gerektiğini bilecek derece de iyi eğitimli , kültürlü ve dünya görmüş insanlardı aynı yerli halk gibi . 
Bu insanlar 1. Alaçatı yı temsil eden insanlardı.

İşte bu insanların marka değerini artırdıkları, kalite kattıkları yer doğal olarak basında çok yer aldı, daha çok insan gelmeye başladı. Dışarıdan insanların 2.5 ay gibi bir süre içinde Alaçatı’ya çokça gelen insanlar yüzünden çok paralar kazanıldığını zannettikleri bu yer, bu iyi insanlara , kültürlü insanlara bırakılamazdı. 
Bilgisayar eğitimcisi, hocası, emekli öğretmen, iyi mimar, yılların üst düzey yöneticisi , çocukların büyütüp okutmuş ev hanımı otel işletiyordu, restoran işletiyordu , yarattıkları cafe’lere çok sayıda insan akın ediyordu. 
Geçmişte Kuşadası böyle olmadı mı, Bodrum’da böyle olmadı mı, yakın gelecekte Datça böyle olmayacak mı?

Kendini işletmeci sınıfına koyan, çoğunluğu İstanbul da kendi deyimleri ile mekanları olan kişiler, Alaçatı da nasıl daha iyi mekan kurulur işletilirmiş göstermek üzere , kendi deyimleri, Alaçatı ya akın ettiler!!!!!
Açılan bu tip mekanların ömürleri uzun olmadı ve olmuyor da. Bir sezon bilemedin iki sezon dayanıp sonra pılını pırtısını toplayıp bir gece aniden kaçıp gittiler. 
Nedeni yeterli kültürleri yoktu, yerel değildiler, iyi insan değillerdi, yaşam tarzları o iyi insanların kurdukları Alaçatı sistematiğine, yerli kasabalıların yerel tarzlarına uygun değildi, kabadayı tarzları vardı , kural tanımıyorlardı, çevreyi rahatsız ediyorlardı, Alaçatı’nın sokaklarında duyulan o hoş Latin Amerika , Fransız , Tango, Jazz müziklerinin yerini sabaha kadar çıstıkı çıs müziği, kaba gürültülü müzik almaya başladı. Çevreyi rahatsız edici müzik ekiplerini getirip çevreyi rahatsız edecek müzikler yaptırmaya başladılar. 
Bunlarda 2. Alaçatı’yı temsil eden insanlar oldular,

Bir hamburgeri 240 Tl sattılar, bir şişe suyu 20 TL verdiler, bir birayı 40 TL sattılar, ama aslında bunlar az sayıdaydılar ki bunları anlatamadık. Yazanlar, çizenler ve doğal olarak bunları okuyanlar da tüm bu olumsuzlukları hem birinci hem ikinci Alaçatı ‘ya mal ettiler. 
Sosyal medyada ve basında hep bilgiler, bulgular, tespitler ortaya çıktı. 
Aslında 1. Alaçatı bunlardan o kadar çok rahatsızlık duyuyordu ki.

Diğer 1. Alaçatı’yı kimse görmek istemedi, onlar ne diyor diye sormadılar. Aslında 1. Alaçatı 2. Alaçatı dan son derece rahatsızdı ve bilinmeyen bir mücadele ve kavga vardı. 
Bir tarafta kurdukları yarattıkları bu güzel yeri ve doğal olarak yatırımlarını, yaşam hayalleri korumaya çalışan iyi kültürlü insanlar ve Alaçatı’nın yerel halkı, 1. Alaçatı , diğer tarafta bir kaç ay içinde para vurup kaçmak isteyen, kural tanımayan, çevreyi inanılmaz derecede bir çok şekilde rahatsız eden ve kirleten 2. Alaçatı .

Aslında burada bir kavga var. 
Aslında burada bir mücadele var. 
1. Alaçatı 2. Alaçatı’dan son derece rahatsız ve buranın Bodrum , Kuşadası vb yerlere benzemesini istemiyorlar. Örgütlenmeye çalışıyorlar, bunların düzeltilmesi için başvurmadık yer kalmamış olmasına karşın umutlarını sürdürüyorlar.

Nasıl ki gece saat 24.00 de siz 5 dakika geç olarak otel kalanlarını emniyete bildirdiğinizde emniyet size ciddi para cezası yazıyorsa, yüksek sesle müzik çalanlara, yollara masalar koyup keyfi olarak kapatanlara, hijyenik kuralları hiçe sayarak gıda satmaya çalışanlara, Alaçatı estetiğine uymayan kendi başlarına mimari uygulama yapanlara da hem belediyenin hem de kaymakamlığın aynı duyarlılığı göstermesi gerekir. 
Bu ülkeye, bölgeye, yarımadaya , Alaçatı ve çevresine fayda sağlamaya çalışan insanlarız, artık buradan gidecek başka yerimiz yok. 
Bu yüzden ısrarla doğruları ifade etmeye çalışıyoruz.

Bir de sosyal medyada veya basında Alaçatı ile ilgili ciddi olumsuz yazı yazan dostlara şunu ifade etmek istiyorum. Yazdığınız bu yazıları lütfen yazmayı sürdürünüz ama isim vererek, mekan adı vererek, yer bildirerek yapın ki kimler olduğu kimlerin kural tanımadığı, maço davrandıkları ortaya çıksın. Hatta fotoğraflarını çekin ve yayın. Yoksa sizin yazın tatilde bir kaç kere gelip gittiğiniz bu yerde ayakta kalmaya çalışan düzgün insanları da yok etmeye çalıştığınızı, 2. Alaçatı’nın ekmeğine yağ sürdüğünüzü unutmayın. 
Ama yazın, mekan ismi vererek deşifre ederek yazın. 
İsim vermekten korkmayın korkak davranmayın isim verin ki 1. Alaçatı mücadele için güç kazansın.

Son olarak şunu ifade etmek istiyorum. 
1. Alaçatı kazanırsa Çeşme kazanır.
1. Alaçatı kazanırsa Yarımada kazanır.
1. Alaçatı kazanırsa İzmir kazanır.
1. Alaçatı kazanırsa Ülke kazanır.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Kâmile Yesiltepe
    2 ay önce
    Yazınızı okurken çok eski yillara gittim . Siyasi hayatımda bende yeri çok olandır. Begenilerimizden dolayı başta milletvekili Göksel Kalaycıoglu ve pek çok arkadaş Alaçatı ya yerleştiler. Keşke o yillar gibi kalabilseydi diyor ve bu muhtesem yazınizdan dolayi sizi candan Kutluyorum.

Son Yazılar