Atatürk'ün şereflendirdiği yat: Lilias
Tufan Atakişi

Tufan Atakişi

Meraklısına tarihten notlar

Atatürk'ün şereflendirdiği yat: Lilias

09 Kasım 2018 - 21:46 - Güncelleme: 10 Kasım 2018 - 23:23

Atatürk'ün şereflendirdiği yat: Lilias 

Atatürk, Ertuğrul yatı yerine yeni bir yat arayışındayken kendisine buharlı mı, yelkenli mi tekne istediği soruluyor. O da "Ben karacıyım,  fark nedir görelim." der. Bunun üzerine  Sedat Evliyazade ve Cemil Atalay ile birlikte, 1936 sonbaharında, İzmir Çeşme’de demirli,  İzmirli Levanten iş adamı Harold Frederic Giraud’ya ait Lilias adlı tekneyi görmeye, eğer beğenirse de almaya Çeşme’ye gelir.

 

Giraud  Ailesi

Giraud ailesinin Anadolu serüveni, Jean-Baptiste Giraud’nun 1761 yılında, Marsilya’dan çalıştığı firma adına endüstriyel tarım ürünleri alım, satım ve ihracatı için İzmir’e gelmesiyle başlıyor.

Jean-Baptiste Giraud İzmir’de, Venedik Konsolosunun kızıyla evlenip üç çocuk sahibi oluyor. Oğlu Frederic Giraud ise toprak mahsulleri işine giriyor ama başarılı olamıyor ve aile herşeyini kaybediyor.

Jean-Baptiste’nin küçük kızı Blanche Giraud, İngiliz Whittall ailesinin İzmir'e gelen ilk üyesi Charlton Whittall ile evleniyor ve Frederic Giraud, eniştesinin şirketinde çalışmaya başlıyor. Ticari faaliyetler Whittall ailesinin kontrolüne geçiyor.

Daha sonra 1880’de Frederic Giraud’nun torunu Jean-Baptiste II’nin oğlu Frederic Jacques Giraud, tütün ve pamuk ticaretiyle İzmir’in en büyük ihracat şirketinin sahibi oluyor. 1929 yılındaki Dünya ekonomik krizi ile kapanma noktasına gelen şirketi ise Frederic Jacques’ın oğlu Harold Frederic Giraud kurtarıyor.

Lilias adlı yelkenlinin sahibi Harold Frederic Giraud ise, 1900 yılında Şark Halı markasıyla Türkiye, Azerbaycan, İran, Afganistan ve Kuzey Afrika ülkelerinden topladığı halılarını Avrupa’ya pazarlıyor. Bu arada İzmir Yün Fabrikası’nı da kurup halı dokuyucuları için iplik işine giriyor. 

Fransız vatandaşı olan Harold Giraud, İzmir’de kurduğu tekstil fabrikasında I.Dünya savaşında Osmanlı ordusuna askeri giysi üretince, Fransız vatandaşlığından çıkarılıyor. Halı, iplik derken 1913’te İzmir Pamuk Mensucat ile pamuk ihracatı işine de giriyor. Şirketi 1970’lerde zirveye çıkıyor.

Giraud’lar bu arada İzmir Basma Fabrikası ile konfeksiyon işi de yapıyorlar. Yani aile, iplikten pamuğa, dokumadan konfeksiyona dev bir imparatorluk kuruyor. Başarının sırrı ülkedeki ucuz işgücü, düşük maliyet. 1980’lerden sonra gelişmiş ülkeler de üretimlerini işçiliğin ucuz olduğu ülkelere kaydırınca, işler bozuluyor. 1962 yılında Harold Frederic Giraud ölünce, şirketin başına, anısına hala Buca’da at yarışları düzenlenen oğlu William James Giraud geçiyor. 1980’lerden sonra ise yönetimi oğlu Hervè Giraud’de devrediyor.

İzmir’in sanayileşmesindeki öncülüğü yanı sıra,  futbolu Osmanlıya getiren  ve spor alanında da oldukça aktif bir aile.

  Atatürk'ün satın almak için geldiği Lilias yatı.

1928 yılı yapımı J class bu muhteşem bu yarış teknesinin dizaynı İskoçyadaki William Fife and Sons tarafından, Britanyalı basın kralı baron Sir William Berry için yapıldı. İlk adı Cambria olan ve bugüne kadar yapılmış en büyük Fife Stile Big Cutter Yelkenli teknesi olma unvanını hala koruduğuna inanılıyor.

CAMBRIA 1934 yılında da ikinci sahibine yani Sir Robert Mc Alpine e satıldı. Bugün Britanya nın en büyük inşaat şirketlerinden biri olan Sir Robert Mc Alphine & Sons şirketinin kurucusu olan Sir Alpine teknenin adını Lillias olarak değiştirdi ve motorlarını Fransız Berliet ile yeniledi.

Ancak Sir Alpine de bir yıl sonra vefat edince tekne 1936 yılında Harold F. Giraud tarafından satın alınarak Çeşme Ilıca koyuna demirlendi. Tekne bu yıldan sonra gezi teknesi olarak hizmet vermeye başladı ve başta Kos adası olmak üzere Ege adaları arasında keyifli seferlere sahne oldu. Mustafa Kemal ATATÜRK de Çeşme ye gelerek tekneye misafir olmuştu.

 

Ülkenin en büyük özel yelkenlisi olan Lilias 41 metre uzunluğundaydı. Güvertesi tik  ağacından yapılmıştı. Harold Frederic Giraud bu tekne ile Ege ve Akdeniz adalarını geziyordu. Ilıca körfezinin ortasında demirli Lilias yatına Atatürk’ü bir motor ile götürdüler. Yatı, yabancı devlet adamlarını ağırlamak için oldukça dar bulan Atatürk, almayı uygun bulmadı.

 

Olayın görgü tanıklarından ve aynı zamanda Harold Frederic’in torunu olan Alain Geraud şöyle anlatıyor: “Atatürk’ün ölümünden 2–3 yıl önce, Savarona’nın alımından bir yıl önce, belki 1936’da yazın sonlarına doğru Çeşme-Ilıca’daki evimizi ziyaret etmişti. Amacı büyük babama (doğumu 1870) ait olan yelkenli yatın görülmesi idi. Biz çocuk olduğumuz ve kendisini rahatsız edeceğimiz düşüncesi ile ayakaltından uzaklaştırıl-mıştık. Ben o zaman beş yaşında idim. Kendisini pencereden gördüm. Gözümün önünde hâlâ duruyor. Küçük bir adamdı. Daima elinde sigara vardı. Celâl Bayar’ın yelkenli küçük bir yatı vardı. Büyükbabamın 41 metre uzunluğunda 1928 imalatı büyük bir yelkenlisi vardı. Bu tekne ile Ege ve Akdeniz adalarını gezerdi. Bu yelkenli Amerika ile İngiltere arasında 120 yıl önce yapılan “Atlantic Cup” yarışı dolayısıyla imal edilmişti.

Atatürk’e bir gemi aramaya başladıklarında kendisine buharlı mı yelkenli bir tekne istediklerini sormuşlar O da ben karacıyım farkı nedir bir görelim demiş. Atatürk bizim tekneyi görmeye geldi. Onu Sedat Evliyazade getirmişti. Yanlarında İş Bankası’nda kariyer yapmış Cemil Atalay da vardı. (Fotoğrafta ikisi de var) Yat, Ilıca körfezinin ortasında demirliydi. En az beş metre derinlikte demirlemesi gerekiyordu. Atatürk bir motor ile yata götürüldü. Yatı gezen Atatürk için bu yatın içi çok dardı. Bir devlet adamının yanındakilerin kalması ve davetlerin düzenlenmesi için oldukça dardı. Sonuçta tekneyi almayı uygun görmediler.”

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • cengiz benlioğlu
    1 hafta önce
    siz erdem kolejliler....hemen sansürlüyorsunuz sizle aynı düşünmeyenleri....oysa sıırı hocamız çok demokrat idi......gücen dim sana tufan kardeş...dr.cengiz benlioğlu

Son Yazılar