MEKSİKA’NIN ALANYA’SINDAYIZ

MEKSİKA'NIN ALANYA'SINDAYIZ

Puerto Vallarta bizim Alanya'ya benzettiğim turistik bir şehir. Güneş, deniz, büyük ve lüks oteller diyarı

14 Ağustos 2019 - 18:29 - Güncelleme: 17 Ağustos 2019 - 21:17

Gemilerde talim var, kıskanacak yarim var, Tam gün konfor

 

GEMİLERDE TALİM VAR, KISKANACAK YARİM VAR

1 Şubat 2019 akşamı Royal Tiyatroda, daha önceki gösterisini izlediğimiz pantomim sanatçısının ikinci kez gösterisi vardı. Bir hafta önceki yapılan ilk gösteride seyirciler arasından tesadüfen iki erkek ve bir kadın seçti.

Sahneye yanına çıkardı. Seçilen kadın ise Gülsüm oldu. İki erkek, Gülsüm için sözde kavga etti, sanatçının kışkırtması ile birbirine silah çektiler ve peş peşe birbirlerini öldürdüler. Finalde, sanatçı, iki rakibinden kurtulmuş olarak, planlarını gerçekleştirmiş bir komutan gibi Gülsüm’ü koluna taktı ve gitti.

Bu akşam aynı sanatçı başka gösteriler yaptı, bolca güldük ve alkışladık. Sonra küçük bir erkek çocuğu sahneye aldı ve onunla balonlardan oluşan bir gösteri yaptı. Sonra seyirciler arasından bir kadını seçti ve sahneye çıkardı.

Tesadüf mü, bilerek mi yaptı yine Gülsüm’ü seçmez mi. Bu kez kendisi bir robot rolünde ve Gülsüm’le dans etmek istiyor. Kendisine bir ceket ve bağlanmamış bir kravat aldı, Gülsüme ise fular ve şapka seçti. Şapkayı ve fuları kendisine verirken, Gülsüm el çabukluğu ile onun kravatını hızlıca bağlayınca sanatçı şaşırdı, seyirci ise bravo sesleri ile alkışladı.

Sonra müzik ve dans başladı, ancak kendisi robot olduğu için enerjisi bitti ve kaskatı kalakaldı. Müzik ve dans sustu, işaretle yanağından öperse tekrar canlanacağını işaret etti, Gülsüm gülerek anlamazdan geldi, mecburen müzik ve dans tekrar başladı, yine enerjisi bitti, tekrar dondu kaldı, yine öpücük isteği, yine karşılık bulmadı, tekrar müzik ve dans ve tekrar kaskatı kesilme oldu, bu kez seyirciler değişik dillerden "öp, öp, öp" diye tezahürata başladı, Gülsüm bu kez gülerek olmaz diye işaret yaptı, sanatçı bozuntuya vermedi, kendiliğinden canlanmış gibi yaptı ve final müziği eşliğinde Gülsüm’ü alkışlattı ve koltuğuna kadar getirdi, önümüzde reverans yaptı.

Çıkışta bizim Türk'ler, biraz beni kışkırtıp biraz da Gülsüm’ün öpmemesini konu ederek dalgalarını geçtiler, ben de son derece kendinden emin, "benim karım, benden başkasına öpmez" diye cevap verdim ve ekledim "eğer öpseydi onu öldürürdüm, öpmedi şimdi gidip o adamı öldürecem" diye hava attım. Ertesi günkü limanda aynı sanatçı programı bittiği için anlaşması gereği gemiden ayrılınca, ben de havalar bin beş yüz; "adamı korkuttum onun için kaçmak zorunda kaldı."

TAM GÜN KONFOR

Gemide tam gün kalmanın kendine has bir güzelliği var. Modern ve rahat bir otel burası. Manzarası ise sonsuz bir okyanus, her yöne doğru. İnsan rahatlıyor, yorgunluğu üzerinden atıyor. Yemekleri azaltmaya çalışıyoruz. Yoksa şişmanlık kaçınılmaz olacak. Bol spor, az yemek yeni ilkemiz.

Her akşam odamıza ertesi güne ait bilgileri içeren dört sayfalık gazete bırakılıyor. Bunun ilk sayfası, o gün gidilecek limana dair önemli edebiyatçıların söylediği bir cümleyi ya da yerel bir atasözünü, haritasını, varış/kalkış saatlerini, hava durumunu, son sayfası, yemek saatlerini, yemeklerin hangi bölge ile ilgili olduğunu, günlere göre değişebilen kıyafet şeklini, gemiye ait bilgileri, ortadaki iki sayfada ise tüm gün ve gece dakika dakika yapılacak aktiviteleri ve yerlerini ve bunlara ilişkin bilgileri veriyor.

Toplu sportif hareketler, spor turnuvaları, kültürel bilgilendirmeler, origami, pasta süsleme, el işi-nakış işi kursları, yabancı dil dersleri, dans dersleri, briç, fotoğrafçılık, toplu yapılan beceri oyunları, bilgi yarışmaları ve daha bir sürü aktivite. Akşam yemeği sonrası yapılacak müziklerin yerleri ve sanatçıların kimlikleri. Aynı saate birden çok aktivite biniyor ve siz hangisine gideceğinize şaşırıyorsunuz. Kişisel okuma ve yazmalara veya spor yapmaya vakit kalmıyor. Kamaranızda dinlenme fırsatı ise hiç yok.

Öyle ki, gemi içinde ayrı mekanlarda koşuşturmaktan eşler birbirini kaybediyor, yemek saatlerinde buluşmak için sözleşiyor ve gecenin erken saatlerinde yorgunluktan uykunuz geliyor.

Bazen tüm bu koşuşturmayı bırakıp; yemek ve içki ziyafetleri eşliğinde sohbetlere, havuz ve jakuzi keyfine, güneşlenme tembelliğine, kitap okumanın sakinliğine ve nefis deniz manzaralarına teslim oluyorsunuz. Bazen de kafa dengi bir arkadaşınızla bilardo, bowling, tavla, satranç veya iskambil oyunlarında kayboluyorsunuz.

 

Puerto Vallarta, Meksika, Evlilik Yıl Dönümü, Meksika'nın Alanya'sı

 

17- PUERTO VALLARTA, MEKSİKA. 200 65’ Kuzey Enlemi, 1050 24’ Batı Boylamı

2 Şubat 2019, tekrar karadayız. Meksika'nın Puerto Vallarta limanına çıktık. Bugün bizim için özel bir gün, çünkü evlilik yıl dönümümüz. 1985’ten 2019'a 34 yıl gelip geçmiş. İlk aşk konuşmamız, flörte başlamak mı diyeyim yoksa çıkmaya başlamak mı onun tarihi ise 29 Ocak 1982. Nikahımız ise İzmir'de 31 Ocak 1985 de olmuştu.

Bu nedenle birer gün ara ile 29 ve 31 Ocak ve 2 Şubat bizim özel günlerimizi oluşturan bir dönem oluyor. Ancak biz düğünü ve bu nedenle 2 Şubatı esas alıyoruz kutlamak için. Önceki iki günü ise sadece anıyoruz.

Tüm gün dolaştıktan sonra, öyle yorulmuşuz ki doğrudan mayoları giyip önce jakuzi, sonra havuz ve sonra yine jakuzi keyfi yaptık, güvertede. Geminin kalkışını ve şehri denizden seyretmeyi uzanmış olduğumuz şezlonglardan yaptık.

Normal bir gün olsa, özel masalı restorana değil açık büfeye spor kıyafetlerle gider bir şeyle atıştırırdık. Ancak bu bizim evlilik yıldönümümüz, kutlamaya yapacağız. Güzelce giyindik, Gülsüm süslendi ve restorana gittik.

EVLİLİK YIL DÖNÜMÜ

Masamıza oturduktan sonra, baş garsonumuz menüyü getirdi. Mauritiuslu, genç, uzun boylu bir görevli Vellen. Mesafeli ve saygılı hizmetini güler yüzü ile süslüyor, kibarca bilgiler veriyor, her seferinde tatlı dille karşılayıp uğurluyor. Onun yardımcısı ise Endonezyalı Putra, daha mahcup, çekingen ve acemi bir kişi.

Ailesi Müslüman ama kendisi Budist imiş. Bir de içkilerle uğraşan şişmanca ve her daim gülen biraz da şımarık bir lafazanlıkla ortalarda doluşan yine Mauritiuslu Sangita isimli kızımız var. Siparişin başında, Vellen dedim "bugün bizim evlilik yıl dönümümüz en iyi şarabı ve en iyi yemekleri ve tatlıları getir bize, tercihi sana bırakıyoruz." Gülümsedi, tebrik etti ayrı ayrı elimizi sıkarak. Birazdan, diğer ikisi geldi onlar da elimizi sıkarak tebrik etti. Her şey çok güzel geçti.

Yemeğin sonunda Vellen, bez peçetelerden üç ayrı renklisini seçti, birkaç dakikalık uğraşla onları ayrı ayrı önce büktü, sonra kalp içinde bir gül şeklini verdi, büyük bir kadehe yerleştirdi, aynı anda yardımcısı ayrı bir pasta ve iki kadeh şampanya getirdi. Yanımızdaki masaların dikkatini çekti, kutlama nedenini anladılar, alkışlar eşliğinde, hepsine teşekkür ettik ve hep birlikte kadeh kaldırdık.

Pasifik’in ortasındaki bir gemide yaptığımız ilk kutlamaydı bu. 34 yıl önce Antalya'daki düğünden sonra gece yarısından sonra Batı Toros dağlarının arasındaki Elmalı Askerlik Şubesi Lojmanındaki ilk evimize karların ve buzların arasında iki araba dolusu yakın akrabalarla giderken bu günler hiç aklımıza gelmemişti.

Fakültedeki birlikteliğimizden bu yana, eşimle hep birlikte okuduk, birlikte askerlik yaptık, birlikte staj yaptık, birlikte hakimlik yaptık, aynı büroda avukatlık yaptık, birlikte siyasetle uğraştık, seçimlerde birlikte oy istedik, iki çocuğumuz ve bir torunumuz oldu, sekiz kere ev değiştirdikten sonra artık değiştirmeyi düşünmediğimiz ve hayatımızın sonuna kadar oturacağımız evimizde, eskilerin deyimi ile dede bacı , köpekler, kediler, tavuklarla beraber, avukatlığı azaltarak daha çok bahçedeki ağaçlara, çiçeklere ve toprağa zaman ayırarak yaşayıp gidiyoruz. Ne oldum demeden, nerelerden geldiğimizi hep anarak ve fakat artık ne olacağımızı çok da merak etmeden.

MEKSİKA'NIN ALANYA'SI

Tekrar bugünün sabahına dönersek Puerto Vallarta bizim Alanya'ya benzettiğim turistik bir şehir. Güneş, deniz, büyük ve lüks oteller diyarı. Yanaştığımız liman hemen şehrin yanında ve ona güvenerek yürümeye karar verdik. Geze geze tam 8 km sonra şehrin diğer ucundaki asıl merkeze gelebildik. Hava biraz rüzgârlı ve deniz bize çok temiz gelmediği için mayolu olmamıza rağmen denize girmedik. Sahilde yürüdük, deniz kıyısında oturduk, etrafı ve insanları seyrettik. Yüksek dağlar sıra sıra ve denize paralel uzayıp gidiyor. Müthiş bir orman dokusu var, yeşil ağaçlar o kadar sık ve birbirine girmiş vaziyette ki, toprak rengi hiç görülmüyor. Adeta bölge bölge ayrı yerlerde toplanmış Hindistan cevizi ormanlarını görüyoruz dağlarda.

Her taraf Amerikalı turistlerle dolu. Özellikle eşcinsel çiftlerin çoğunluğu göze çarpıyor. Ayrıca çok fazla sayıda eczane var ve tamamının vitrinleri viagra reklamları ile donatılmış.

Sahil boyu, modern sanattan örnekler sunan büyükçe heykellerle süslenmiş. Her biri birbirinden güzel ve çok sık aralıklarla konulmuşlar. Deniz kıyısında ise bizdekiler gibi tembel tembel hazır yiyecek beklemeyen bunun tersine çılgınlar gibi uçan ve sık sık denize dalarak yakaladığı balığını yutan korkutucu vahşilikteki pelikanları seyrediyoruz. Yol boyunca iki büyük kilise vardı, asıl merkezde olanında yeni doğmuş bir bebeğin vaftiz töreni yapılıyordu. Başta ebeveynler ve onların ebeveynleri olmak üzere tüm konuklar çok şık kıyafetler içindeydi, kadınlar ise aşırı makyajlı.

Dağlardan inen derelerin denizle buluştuğu yerlere yüksek köprüler yapmışlar ve bu köprüleri sonra yaya yoluna çevirip denize doğru seyir terasları oluşturmuşlar.

Kalabalık ve hareketli bir yer. Geçen yılki Meksika gezimizde değişik şehirlerde gördüğümüz bir gösteri burada da yapılıyordu; Çok yüksek demirden bir direk tepesindeki kendi ekseninde dönen bir çembere asılı iplere bağlı yerliler merkezkaç kuvveti ile havada dönerken çok tehlikeli akrobatik hareketler yapıyor ve aşağıdaki arkadaşları da canlı bir yerel müzik çalıyor. Her gösterileri çok fazla sayıda seyirci topluyor ve her gösteri sonunda seyircilerden tek tek para istiyorlar.

Dönüşte, gözümüzü karartıp arabaya binmedik ve yine yürüyerek gemiye döndük.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
BAŞKAN EŞLERİNİN GÜNDEMİ
BAŞKAN EŞLERİNİN GÜNDEMİ "ENGELSİZ İZMİR"
BAŞKAN SOYER, YANAN ALANLARA KESİNLİKLE İMAR VERİLMEYECEĞİNİ SÖYLEDİ
BAŞKAN SOYER, YANAN ALANLARA KESİNLİKLE İMAR VERİLMEYECEĞİNİ...