İZMİR’İN İŞGALİNE ARACILIK EDEN MUĞLALI...

İZMİR'İN İŞGALİNE ARACILIK EDEN MUĞLALI...

Asıl adı, Osmanlı Devleti nüfus kayıtlarına göre Vasil Zaharyas’dır. Yunanca transkripsiyonuna göre Basileios Zacharias’dır. İsmi bazı dillerde(tek 'f' ile)  Basil Zaharof yazılır.

11 Aralık 2017 - 20:33 - Güncelleme: 11 Aralık 2017 - 20:39

MEHMET ERDÜL (Karapınar Urla İzmir)


“Doğduğu ülkeye ihanet eden Rum asıllı Türk”

18 Mayıs 1919 günü İngiltere Kralı Beşinci George, bir süre önce “SİR (SÖR)” unvanı verdiği, bir yabancıya verilebilen en yüksek İngiliz Kraliyet Nişanı’nı silah Fabrikatörü Rum asıllı Türk Basil Zaharoff’ a takmıştı.

İstanbul’da Galata Meyhanelerinde çalışan Zaharoff, dil bildiği için gümrük komisyonculuğu, para karşılığı yangın söndürür, tulumbacılık yapardı.

1865 yılında İstanbul’da çıkan büyük yangında ortadan kayboldu.

Zaharoff,  bu büyük yangında soygun yaptığı, yangın söndürmek yerine talan işleri ile uğraştığı, kendisini yakalayan güvenlik görevlisini öldürdüğü ve bir İngiliz Vapuru ile kaçtığı biliniyordu.

Kaçmadan önce amcasının sahibi olduğu manifatura dükkânındaki tüm kumaşları haraç mezat sattığı ve buradan kazandığı paralarla İngiltere’ye gittiği saptanmıştı.

14 ve 17 Ocak tarihli TİMES Gazetesi, Basil Zaharoff adlı bir İstanbullu Rum’un dolandırıcılıktan tutuklandığını, yargılandığını ve kefaletle serbest bırakıldığını yazıyordu.

1849 Muğla doğumlu ve Osmanlı İmparatorluğu vatandaşı bir Rum'dur Basil Zaharoff.

Muğla’nın Saburhane semtinde fakir bir Rum çocuğu olarak doğan, gençlik yıllarında İstanbul’a giderek dayısını dolandırıp LONDRA’ya kaçan ve silah sektörünü ele geçiren  “Vasil Zekeriya”. Esrarengiz Avrupalı Ölüm Taciri, İnsan Avcısı, Gizli Yönetici ve Sir gibi unvanlarla “Silah Milyarderi Muğlalı Basil Zaharoff”  olarak tarihteki yerini aldı.


27 Kasım 1936 yılında 87 yaşındayken ölen ve Esrarengiz Avrupalı, Ölüm Taciri, İnsan Avcısı, Silah İmparatoru, Milyarder ve Gizli Yönetici gibi unvanlarının yanı sıra British Petrol’ün temelini atan ve Fransa Cumhurbaşkanını ikna ederek MONACO’ya özerklik kazandıran bir Muğlalı olarak tarih sayfalarında yer alan biridir.

Öldüğünde, Monte Carlo'da uluslararası silah ticareti ve finans yoluyla elde ettiği dev bir servet bırakmıştır.

Asıl adı, Osmanlı Devleti nüfus kayıtlarına göre Vasil Zaharyas’dır.

Yunanca transkripsiyonuna göre Basileios Zacharias’dır.

İsmi bazı dillerde(tek 'f' ile)  Basil Zaharof yazılır.

 1913'de vatandaşlığına geçtiği Fransa'da (iki 'f' ile), Basil Zaharoff  şeklinde yazılır.

1918'de şövalyelik unvanı aldığı Britanya'da Sir Basil Zaharoff olarak tanınır.

Basil Zaharoff'un ailesi İstanbulludur. 1821 Yunan ayaklanması esnasında bir süre iltica ettikleri Rusya'da isimlerinin sonuna -of sonekini almışlardır.

 

1840'larda Osmanlı İmparatorluğu'na dönerek geçici olarak Muğla'ya yerleşmişler ve Basil, Muğla'da doğmuştur.

1855'de ailesi tekrar İstanbul'a dönmüş ve Tatavla (bugünkü Kurtuluş) semtinin dar gelirli Rum ahalisi içinde yaşamışlardır.

Basil Zaharoff çalışma hayatına, İstanbul'a gelmiş Avrupalı turistlere rehberlik yaparak başlamıştır.

Bir süre itfaiyecilik, sonra döviz acenteliği ve tefecilik yapmıştır.

24 yaşında gittiği Londra 'ya ayak basar basmaz, İstanbul'da iken gerçekleştirdiği bir ihracat işi ile ilgili olarak, usulsüz ticari faaliyette bulunma suçlaması ile hakkında açılmış bir dava ile karşılaşmıştır.

Cemiyetleri mensuplarının bu tür konulardan dolayı yabancı mahkemeler önüne çıkmasına karşı tedbir alma geleneği olan İstanbul Rumları arasında toplanan 100 sterlinlik bir kefaletle serbest bırakılmıştır.

Dava sonuçlanıncaya kadar mahkeme yetki alanı dâhilinde ikamet etme zorunluluğu olmasına rağmen hemen gemiyle Atina'ya geçmiştir.

Atina'da gazeteci Etyen Skuludis ile dostluk kurmuştur.

Skuludis'in İsveçli bir kaptan arkadaşı silah taciri Thorsten Nordenfeldt'in Atina'daki acenteliği işinden ayrılmak üzere olduğundan, Basil Zaharof, Skuludis'in tavsiyesiyle 14 Ekim 1877'de bu işi devralarak silah ticaretinde göz kamaştırıcı bir kariyere ilk adımını atmıştır.

Bu dönem 93 Harbi'ne denk geldiğinden, Zaharoff hem bu savaş esnasında, hem de sonrasında Osmanlı Devleti, Balkanlar ve Rusya'yı kapsayan çok karlı işler yapmıştır.

Basil Zaharoff yaratıcılığını Nordenfeldt I denizaltı sının satışında göstermiştir.

Amerikalı papaz George W. Garrett tarafından bir hobi olarak tasarlanan ve ABD Deniz Kuvvetleri’nin 'istikrarsız ve tehlikeli manevra yaptığı' gerekçesiyle reddettiği ve büyük güçlerin teknolojisinin gelişmesini beklemeyi tercih ettiği bu ilk denizaltı modellerinden, prestij arayışı içinde olan Yunan Deniz Kuvvetleri ne bir adet satmıştır.

Daha sonra Osmanlı Devleti yetkililerini bu yeni Yunan denizaltısının arz ettiği tehdit konusunda ikna ederek, Osmanlı Donanması'na iki adet satmıştır.

Hemen ardından, Rus yetkililerini bu yeni Türk denizaltısının arz ettiği tehdit konusunda ikna ederek, Rus Deniz Kuvvetleri ne iki adet daha satmıştır.

Bu denizaltılar hiçbir savaşta rol oynamamış, Osmanlı donanmasının bir torpil atma tatbikatı esnasında biri dengesini kaybederek pruvadan batmıştır.

Basil Zaharoff, daha sonra, Maxim otomatik makineli tüfekleri işinde, Nordenfeldt'in acenteliğinden ortaklığına yükselmiştir.

Öncelikle ABD'li bir mühendis ve boksör olan Hiram Maxim'in makineli tüfek modelini tanıtmak için yaptığı Avrupa turunun başarısızlıkla sonuçlanmasını sağlamıştır.

Bu çerçevede, İtalya'da La Spezia'da yapılacak olan ilk gösteriden önce, makineli tüfeğin operatörlerine şehrin batakhanelerini gezdirmişti.

 Viyana 'da makinalı tüfek Avusturya piyadesinin standart kartuşlarına uyumlu hale getirilmeye çalışılırken mekanizmayı sabote ettirmişti.

Viyana'da makinalı tüfeğin mükemmel çalıştığı müteakip denemede de Avusturya yetkililerini bu silahın kitlesel üretime elverişli olmadığı konusunda ikna etmişti.

Maxim böylece, Nordenfeldt ve Zaharoff ile ortaklığa gitmek zorunda kalmış, Zaharoff'un satışlardan yüksek komisyon alacağında anlaşılmıştı.

Giderek zenginleşen Zaharoff'un adı, Japon Amiral Fuji'nin donanmasının silah alımı karşılığında aldığı rüşvet skandalı ile gündeme gelmişti.

Belgelenebilen ve Amiral'in harakiri yapmasıyla sonuçlanan bu skandalın ötesinde başka rüşvet faaliyetlerinin de yattığı iddia edilmişti.

1890'da Nordenfeldt-Zaharof ortaklığı sona ermiş, Zaharoff, Hiram Maxim ile ayrı bir ortaklık kurmuştu.

Maxim'in şirketinin hisselerini peyderpey satın alarak eşit şirket sahibine eşit güçte hissedar haline gelmişti.

1897'de Maxim şirketinin büyümesi, dönemin silah sektörü devlerinden Vickers'ın bu şirketi satın almak için teklifte bulunmasına yol açtı. Satıştan edindiği karın yanı sıra, Vickers bünyesinde de gücü hızla artan Zaharoff   1911'de Vickers yönetim kuruluna girdi.

Bu dönem bütün devletlerin silahlanma yarışına girdiği I. Dünya Savaşı arifesine denk geliyordu.

Britanya ve Almanya arasında  donanmalarını güçlendirme yarışı ve Rusya'nın 1905 Rus-Japon Savaşı ertesinden donanmasını yeniden kurma ihtiyacı vardı.

Rusya içinde 'yerli malı donanma'yı savunan güçlü bir lobi olduğundan, Zaharof, Vickers şirketine bağlı kuruluş olarak Tsaritsin şehrinde dev bir silah üretim kompleksinin inşa edilmesini sağladı.

Vickers bu arada rakip Almanya'da örtülü üretime devam etmekte, Vickers'in Almanya'daki tesisleri mütemadiyen haberler sızdırarak Almanya'nın silahlanmasının Fransa açısından oluşturduğu tehdidi Fransız basınında işlemekte, Fransız basını kaynaklı haberler Alman parlamentosu Reichstag'da bu kez Almanya'nın daha fazla silahlanma çabası ve harcaması için yapılan oylamalara dayanak oluşturuyordu.

Bu arada Zaharoff finans sektörüne de girdi. Ağır sanayi ile geleneksel bağlantıları bulunan Union Parisienne bankasını ve Excelsior gazetesini satın alarak, silah sanayinin hem finansman hem de kamuoyu açısından desteklenmesini daha iyi kontrol eder duruma geldi.

Artık unvanlara da ihtiyacı vardı. Fransız denizcileri için bir huzurevi kurarak sonradan Cumhurbaşkanı olan, Fransız Başbakanı Poincare'nin imzasıyla 31 Temmuz 1914'de yüksek Legion d'Honneur nişanını aldı.

Paris Üniversitesî'nde bir aerodinamik kürsüsünü, savaşın sonuna doğru da, Lloyd George ve Aristide Briand ile kurduğu dostluklar yoluyla, Britanya tarafından baron unvanı verilerek isminde 'Sir' takısını kullanma hakkını elde etmişti.

1911-1913 Balkan Savaşları sırasında her yıl Atina’ya giderek Venizelos hükümetine; Osmanlı Devleti ve Bulgaristan’a karşı sürdürdüğü mücadelede gene ve oldukça büyük destek verdi.

Birinci Dünya Savaşında, büyük maddi desteklerde bulunarak Yunanistan’ın İtilaf devletleri yanında savaşa girmesinde büyük rol oynadı.

Çanakkale savaşlarında İngiliz gemilerini batıran topları Türklere sattı.

Zaharoff’un şirketini başarıya ulaştıran en önemli olaylardan biri, ilk denizaltıyı yapan şirket olmasıdır.

Bu ilk denizaltıyı Yunanistan’a satmış ve böylece Yunanistan ilk denizaltıya sahip olan ülke olarak tarihe geçmiştir.

Bu sayede, silah imparatoru olmanın yanı sıra ekonomik yönden de çok güçlenen Zaharoff, dönemin çok önemli ve güçlü siyasetçilerini de yönlendirerek o dönem İngiltere Mühimmat Bakanı konumunda olan geleceğin başbakanı “Lioyd George”un baş danışmanı olmuştu.

Dünya Savaşı'nda Basil Zaharoff muazzam karlar gerçekleştirdi.

Bu arada siyasi çalışmalar yaptı.

Yunanistan 'ın Britanya-Fransa-Rusya-İtalya yanında savaşa girmesi için çaba gösterdi.

Yunan Kralı I. Konstantin'in Hohenzollern hanedanına mensup olması ve bizzat Kaiser II. Wilhelm'in eniştesi olması bunu imkânsız kılacak gibi görünse de, Basil Zaharoff Yunanistan'da bir haber ajansı satın alarak Almanya aleyhinde haberlerin yayılması için elinden geleni yapmış ve nitekim birkaç ay içinde Kral Konstantin tahttan indirilerek yerine Venizelos geçmişti.

The Times Gazetesi, savaşın sonunda Basil Zaharoff'un Britanya'nın çıkarları için savaş boyunca 50 milyon sterlin harcamış bulunduğunu övgüyle yazmış, ancak Basil Zaharof'un silah satışlarından elde ettiği kara atıfta bulunmamıştı.

Zaharoff I. Dünya Savaşı'nın hemen ertesinde dikkatini Türkiye üzerinde toplamıştı.

Savaştan çok zayıflayarak çıkmış Türkiye toprakları üzerinde Yunanistan'ın kazanç elde etmesi gerektiğine Venizelos'u ikna edenlerden biri olmuştu.

1920'de Yunanistan'nın Türklere karşı savaşı kazanabilmesi ve Megali Idea'nın gerçekleşebilmesi için Yunan devletine, yarım milyar altın frangı bağışlamıştı.

1920 Yunanistan seçimlerinde Kral Konstantin taraftarlarının Venizelos'u alaşağı etmesi üzerine, bu kez de Kral nezdinde savaş çabasının sürdürülmesi gerektiği konusunda lobi yapmıştı.

İngilizler¸ Yunanistan'ı Anadolu üzerindeki emellerini ve Küçük Asya Harekâtı'nı siyasî-hukukî zemine oturtabilmesi için 18 Ocak 1919'de Paris'te başlamış olan Barış Konferansı'na resmen davet etmiştir. Venizelos'ın tek amacı¸ Büyük Yunanistan'ın vizesini koparabilmekti.

Millî Mücadele'nin başlamasında 15 Mayıs 1919'da İzmir'in Yunan ordusu tarafından işgal etmesinin perde gerisindeki, Muğla doğumlu Rum asıllı Basil Zaharoff'un payı olduğu gözden kaçırıldı.

Zaharoff¸ Yunan Başbakanı Venizelos'un gizli patronu ve destekçisi rolüne soyunarak¸ hesapsız ölçülerdeki silah ve para yardımıyla Anadolu'daki Yunan işgalinin finansörlüğünü üstlenmişti.

Başbakanı Lloyd George'un "Başdanışmanı" hüviyetini de taşıyan bu esrarengiz Rum¸ İngiltere ve müttefiklerinin Ön Asya politikasının¸ Yunanistan'ın Helenizm rüyasına hizmet edecek istikamette şekillenmesinde etkili oldu.

Başbakan Lloyd George¸ Venizelos'u¸ Batı Anadolu'da girişeceği yeni saldırıda desteklemeye karar vermiştir.

Tarih, Pars Tuğlacı’nın kaleminden;

"Yetişme tarzı¸ partisinin siyasî geleneği gereği Türk düşmanı olan ve Venizelos ile Vickers silah firmasının Yunan asıllı sahibi Sir Basil Zaharoff'la yakın dostluk ilişkileri bulunan İngiliz Başbakanı Llyod George¸ Türkiye'ye karşı kesinlikle Yunanistan'ı desteklemekteydi."  Diye yazıyor.

Richard Lewinsohn¸ Bu dönemde Basil Zaharoff'un, Venizelos'un siyasî ve maddî danışmanı gibi çalıştığını yazıyor.

 

Paris'teki malikânesinde¸ Venizelos'la sık sık bir araya gelerek durum değerlendirmesi yapıyorlar ve "Türkiye'ye karşı büyük bir Yunan saldırısı için" plan üstüne plan tasarlıyorlardı.

Fransız Gazeteci Pierre Fontaine: "Türkiye'yi sevmeyen Rum petrolcü ve ordu müteahhidi Zaharoff¸ Yunanistan'a kredili silah sattı." Diye yazıyor.

Alptekin Müderrisoğlu Kurtuluş Savaşı Mali Kaynakları adlı kitabının ikinci cildi 601’inci sayfasındaki dip notta;

"Yunanistan'ın Ege Bölgesi'ni işgal etmesi için İngiltere Başbakanı Lloyd George'u ikna etmiş bulunan Sir Basil Zaharoff¸ Yunanistan'ın büyük bir imparatorluk kurmasını amaç edinmiş ve Yunanlıların Anadolu'yu işgalinde birinci derecede organizatör rolü oynamıştır. Yunanlılara 4 milyon sterlin para yardımında bulunmuştur." Açıklamasını yapıyor.

Bilal Şimşir¸ İngiliz Dışişleri Bakanlığı arşiv belgelerine dayanarak¸ Zaharoff'un Yunan ordusuna yaptığı silah yardımlarıyla ilgili şunları yazıyor:

"Yunanistan'da top¸ tüfek fabrikası yoktu. Yunanistan kamyon¸ uçak ve gemi yapamıyordu. Ama Yunan ordularının elinde bütün bunların hepsi bol miktarda vardı.

Nereden¸ niçin gelmişti bunca savaş malzemesi?

İngiliz Genelkurmayının raporunda Yunanistan bunları¸ "serbest piyasadan" sağlıyor¸ deniyordu. Bu serbest piyasa aslında büyük ölçüde İngiliz piyasasıydı.

İngiliz silah sanayi¸ bazen doğrudan¸ bazen dolaylı yoldan Yunanistan'ı silah deposu¸ müthiş bir "savaş makinesi" haline getirmişti."

Yunan Tarihçi Kitsikis¸:

"Zaharoff'un asıl hizmeti¸ 15 Mayıs'taki İzmir çıkarması konusunda olmuştu. Yunanlıların İzmir'i işgali hâdisesinde Zaharoff¸ Clemenceau ve Llyod George ile olan dostlukları gibi bütün kudretli yakınlıklarını harekete geçirmişti...”diyor.

 

Şunları yazıyor, Yunan Tarihçi Kitsikis;

Kaklamanos¸ işgalden bir gün önce¸ İngiltere'deki bütün önemli Yunan dostlarına mektuplar göndererek büyük hâdiseden haberdar etmiş¸ gelişmeyi Zaharoff'a da bildirmişti.

Zaharoff teşekkür etmiş¸ durumdan haberdar olduğunu belirtmekten de geri durmamıştı.

Zaharoff'un bu münasebetle kaleme aldığı Londra-15 Mayıs 1919 tarihli mektupta geçen ifadesi aynen şöyledir:

"Kaklamanos¸ verdiğiniz güzel haberler için çok teşekkürler ederim. Bu haberlerin¸ âcizane gayretlerimin eseri olduğunu sanıyorum. Nitekim ben de¸ Clemenceau ile Lloyd George'a telgraflar çekerek¸ kalpten teşekkürlerimi bildirdim." Bu mektup¸ İzmir'in işgalini dostları Clemenceau ile Lloyd George'dan Zaharoff'un istediğinin ve elde ettiğinin belgesidir.

Yunan gazeteci Konstantin Atanos¸ 1939 İlkbaharında Kitsikis'e şu malumatları aktarmıştır:

"Cairo-City vapuruyla Pire'den Marsilya'ya gidiyordum.

Yunan Eski Dışişleri Bakanı Politis de oradaydı. Politis'ten dinlediğime göre¸ 1919 Mayıs'ının ilk haftasında Paris'teki Mercédés Otelinde bir öğle sonuydu.

Otelin santralı bizzat Venizelos'un arandığını haber verdi.

Başbakan kendi adına cevap vermesini Politis'ten istedi.

Telefondaki Zaharoff'tu:

"Venizelos'a¸ İzmir'i işgal etmek üzere gemilerini ve birliklerini hazırlamasını söyleyiniz. Yüksek Kurulun bu konuda karar almasını sağlamış bulunuyorum. Kurul kararını size resmen yarın bildirecek. Zaman kaybetmeden hazırlanmanız için ben size önceden haber veriyorum. 

Gerçekten de ertesi gün Yüksek Kurul kararını Venizelos'a resmen bildirdi."

İzmir'in işgalinde Zaharoff'un oynadığı rolün bir şahidi de Teodor Petrakopulos'tu.

Petrakopulos¸ 1919 İlkbaharında Yunan delegasyonuyla birlikte Mercédés Otelinde kalıyordu.

Tanıklık ettiği bir gözlemini şöyle anlatıyor;

"Bir öğle sonu Zaharoff Mercédés Oteline geldi.

Pek heyecanlıydı.

Derhal görüşmek istediği Venizelos'a¸ gözlerinden yaşlar akarak¸ İzmir'in Yunanistan'a bırakılacağı haberini verdi.

Venizelos¸ onu kolları arasına alıp yanaklarından öperken¸ Zaharoff da şunları anlatıyordu:

"Bugün öğle yemeğinde Clemenceau bendeydi.

Bütün taleplerimizi desteklemesini¸ zira bunların haklı talepler olduğunu belirterek rica ettim; o da bana vaat etti. Ayrılırken¸ yazıhanemin kapısında durdurdum ve elini tutarak¸ İzmir'in Yunanistan'a verilmesini yalvararak tekrar rica ettim.

Clemenceau¸ vatanseverliğimi tebrik için elimi sıktı ve isteğimin gerçekleşeceğinden emin olabileceğimi söyledi.

Bu sözleri işitince bayılmış ve bir koltuğa yığılmışım. Ben kendime gelinceye kadar yanımda bekleyen Clemenceau¸ gözlerimi açınca bana; İzmir'in Yunanistan'a verileceğini bir kere daha söyledi."

Mustafa Kemal Atatürk komutasında dirilen Türk ordusu Yunan ordusunu hezimete uğratınca bu planlar suya düştü.

Yunanistan'ın Küçük Asya Felaketi 'nden sonra Londra ve Paris'teki itibarı biraz azalan Basil Zaharoff dikkatini bu sefer büyük gelecek vaat ettiğine inandığı petrol işine çevirdi.

Günümüzün de var olan,  BP (British Petroleum) petrol devinin temellerini atmıştı. Monte Carlo Casinosu’nu satın alarak, Monako 'yu mesken edinmiş ve bu arada Fransa Başbakanı Clemenceau ile dostluğunu kullanarak Monako'nun özerk yapısını sağlama almıştı.

1924'de 75 yaşında hayatının aşkı, 30 yıl önce karşılaştığı ve kocasının ölümünü beklediği, Maria del Pilar ile evlendi.

Zaharoff ve Maria del Pilar

Maria del Pilar nikâhlarından 18 ay sonra öldü. Zaharoff, anılarını yazmaya başladı. Bir uşağının çaldığı ve polisin geri getirdiği sırlarla dolu bu anıları sonra ateşe attı, yaktı.

Basil Zaharoff Tenten'in Kırık Kulak adlı macerasında Basil Bazarof adıyla karikatürize edilerek, hiçbir vicdani tereddüdü olmayan 'ölüm tacirini sembolize edecek şekilde rol aldı.

 

Üzerinde, savaşlarda yaşamlarını kaybetmiş milyonlarca insanın kanı bulunan mirasını, Maria Del Pilar'ın iki kızı paylaştı.

Her ne kadar "Sir" unvanı ve "Legion d'Honneur" nişanı alsa da, adı, tarihe "ölüm taciri", “Doğduğu ülkeye ihanet eden Rum asıllı Türk”olarak geçti.

Mehmet Erdül/Karapınar/Urla/İzmir

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
BAŞKAN ÇALKAYA, GAZİLERİN ONURUNA YEMEK VERDİ
BAŞKAN ÇALKAYA, GAZİLERİN ONURUNA YEMEK VERDİ
İLÇELERİN SORUNLARINI KONUŞTULAR
İLÇELERİN SORUNLARINI KONUŞTULAR