4 AYLIK DÜNYA TURUNUN SON DURAĞI: İZMİR

4 AYLIK DÜNYA TURUNUN SON DURAĞI: İZMİR

01 Aralık 2019 - 01:51

Gözyaşları İçinde Veda Törenleri, Her Şeyin Sonu Vardır Güzel Anların da, İzmir Türkiye

GÖZYAŞLARI İÇİNDE VEDA TÖRENLERİ

 

Gemideki son iki akşamımız ise tam bir duygu sağanağı halinde geçti. Ben dahil çevremde tanıdığım herkesin hemfikir olduğu iki tür duygu hepimizi sardı;

İlki, son iki Royal Tiyatro gösterisinin muhteşem birer şov oluşuydu. Önce, Opera orkestramızın saz ve söz sanatçıları, geminin değişik barlarında pop, caz, rock söyleyen dört sanatçıyla ve dansçıların şovlarında şarkılar söyleyen bir başka dört sanatçıyla birlikte çok güzel şarkılar söylediler. Finalde ise, gemimizin dört ay boyunca her limandan demir alış anında çalınan ve artık ezberlediğimiz Con Te Partiro şarkısını hep birlikte bazen solo bazen koro halinde söylediler. Sanatçılar dahil çok kişi ağlamaya başladı. O kadar çok coşkulu alkış oldu ki, defalarca sahneye dönmek zorunda kaldılar ve bunu zevkle yaptıklarını her seferinde hissettirdiler.

 

 

Müziğe ve şova ara verilmeden birden perde kapandı, sahne karardı ve bu kez 10 kişilik animatör gurubu olduğunu ancak ışıklar yanınca anladığımız her kesin sevgilisi olan gençler, karanlık perdenin arkasından sadece fosforlu olduğu için pırıl pırıl ışıldayan elleri ile her dilden iyi dileklerini ve sevgilerini yazıp hoşça kal yazdılar perdeye. Bunların tek tek isim anonslarından sonra sahnede yaptıkları selamlamalar yine karşılıklı gözyaşları içinde geçti. Tek kişilik şov ordusu olan Brezilyalı Aleks en fazla alkışı ve tezahüratı aldı ve dakikalarca gözyaşlarına hâkim olamadı.

İkinci günkü dans ve müzikal şovu yine gezinin en güzeli oldu. Çünkü, dört ay boyunca değişmeli olarak sahne alan ve bazı haftalar gemiden inen sanatçıların tamamı bu kez bir arada gösteri yaptılar. Bunlara eşlik eden akrobatlar da en iyiler arasından seçilmişti. Final anında tüm dansçılar, seyircilerin arasında dans ederken, şarkıcılar en güzel şarkılarını söylüyor ve akrobatlar en inanılmaz hareketleri yapıyordu. Daha sonra, başta kaptan olmak tüm gemi direktörleri sahneye çıktı, karşılıklı alkışlarla teşekkürler edildi. Bunun uzantısında ise Kaptan, tüm yolculara kokteyl verdi. Yönetimin hazırladığı ve tüm gezinin anlatıldığı sine vizyon seyredildi, birlikte fotoğraflar çekildi.

 

 

Duygusal anların ikincisi ise, dört aylık bir süreçte birlikte gezdiğimiz, yemekler yediğimiz, oyunlar oynadığımız, spor karşılaşmaları yaptığımız, akşamları şovlar seyredip dans ettiğimiz her milletten insanın birbirine sarılarak vedalaşmaları, telefon ve e-posta adreslerini verme anlarıydı. Dünya turumuzun, karadaki gezileri daha çok kişisel veya en fazla küçük guruplar halinde idi. Aynı gemide olduğumuz iki bin kusur turist normal olarak karada bir arada olmuyorduk. Ancak, denizde geçen onlarca günde aynı iki bin kusur insan bir arada yaşadı, yemek yedi, içki içti, sohbetler yaptı, sportif yarışmalara katıldı, dans etti, eğlendi. Sayısız anıyı bir arada biriktirdi. Uzun bir süre olan 4 ay içinde güzel dostluklar kuruldu.

Hangi milletten, dinden ya da düşünceden olursa olsun insan evladı genel olarak duygusal bir yapıda. Bu nedenle, gezimizin son iki-üç günü vedalaşmalarla ve yaşanan güzel olayları karşılıklı hatırlamakla geçti. İnsanlar birbirine adreslerini verdi. Ülkelerine davet etti. Birlikte çekilen son toplu fotoğraflarda mutlaka gözyaşlarını tutamayanlar oldu.

 

 

Bu tür güzel bir final yaşamamızda, en küçük işçisinden en baştaki kaptana kadar tüm gemi adamlarının, olağanüstü çalışma tempoları, her zaman güler yüzle ve nezaketle hizmet etmeleri de önemli rol oynadı. Yine kaptan dahil üst düzey görevlilerin tamamı sanki en kıdemsiz personelmiş gibi her an ve her yerde bizlere yardımcı oldu. Onlar arasında hiçbir zaman bir sertlik, azarlama, hiyerarşi farkı hissetmedik. Bu durum, sonuçta yolculara da sirayet etti. Her kes herkese karşı güler yüzlü, yardımsever ve kibardı. Mutlaka istisnaları oldu ya da olmuştur ama genel olarak yolcular arasında ve yolcularla personel arasında dişe dokunur bir ihtilaf havası yaşanmadı.

 

 

 

HER ŞEYİN SONU VARDIR, GÜZEL ANLARIN DA

 

3 Mayıs 2019 Cuma saatlerinde gemimiz bu geziye başladığı Cenova limanına bir kez daha yanaştı. Bu şekilde 120 günlük rüyanın sonuna gelmiş olduk. Eşimle birlikte ortak fikrimiz, iyi ki bu tura katıldık şeklindeydi. Yaşadığımız bu tecrübe harikaydı. Muhteşem anılar biriktirdik; onlar her zaman aklımızda ve yüreğimizde kalacak.

 

İZMİR, TÜRKİYE. 380 24’ Kuzey Enlemi, 270 08’ Doğu Boylamı

 

4 Mayıs 2019 Cumartesi saat 02.55. Gemiden ayrıldıktan sonra, otobüs ile Milano Havaalanına, oradan İstanbul aktarmalı olarak uçakla İzmir'e, evimize, yurdumuza ve sevdiklerimize geri döndük. Çok şükür ki, kazasız belasız kavuştuk.

Fakir bir çevrede doğduktan sonra tüm öğrencilik yıllarım ekmek parası ve okul parası için aralıksız işçiliklerle geçti. Ülkemizin en karanlık döneminde, 1979 yılında henüz 17 yaşında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine girmek hayatımın en doğru kararı oldu. Her şeyden önce Gülsüm’le orada tanıştım ve okul arkadaşlığının hayat arkadaşlığına dönüşmesi ile nizasız fasılasız 40 yıla dayanan birlikteliğimiz en büyük şansımdı. Mesleki kariyerim ise tüm yaşamımın maddi ve manevi kazançlarının temelini oluşturdu. Gençlik yıllarımın popüler TV dizisi olan "Aşk Gemisi" benzeri bir gemi ile aralıksız sürecek 4 aylık dünya turu, o günlerde hayal dahi edemeyeceğim bir olaydı. Hayalini kuramadığım şey gerçek oldu.

Tabii ki, bir dünya turu kendi başına çok büyük bir olay değildir. Ancak, çocukluk yıllarımı düşündüğümde, şimdi yaşadığım bu güzel deneyim , bana, zor şartlarda hayat mücadelesine başlayan gençlere bir tavsiyede bulunma hakkı veriyor ; okuyun, meslek sahibi olun ve mesleğinizi dürüstlükle, bilgiyle, fedakarlıkla ve çok çalışarak yapın.

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
CEZADA
CEZADA "İYİ HAL İNDİRİMİ" DE YAPILMADI!
İZMİRLİ GAZETECİ PARİS'TEKİ OLAYLARDA AĞIR YARALANDI
İZMİRLİ GAZETECİ PARİS'TEKİ OLAYLARDA AĞIR YARALANDI